Referandumda Neden Evet?

31 July

2010

12 Eylül referandumu için cepheler ayrılmaya başladı. Herkesin kendine göre bir hesabı var, ancak tüm tartışmalar sonunda “Erdoğan’a EVET” veya “Erdoğan’a HAYIR “ oylamasına dönüşüyor. Biz farklı düşünüyoruz. Erdoğan hakkındaki kararımızı Genel Seçimlerde kullanabiliriz. İçeriğinden tam anlamıyla memnun olmasak da, daha fazlasını istesek dahi, ideal değişiklik için daha uzun yıllar bekleyeceğimize, azına bile şimdilik EVET oyu vereceğiz.

12 Eylül Referandumu giderek siyasileşiyor. Anayasayı değiştirmekten çok, Erdoğan’a bir güvenoyuna dönüşüyor. Siyasetin muhalefet kanadı daha önce izlediği talihsiz bir siyasi strateji için yeniden harekete geçti. Aslına bakacak olursanız, muhaliflerin kafalarının arkasındaki gerçek hesap, Erdoğan’a bir ders vermek.  Burnunu kanatıp, genel seçimlerde hızını kesmek. Erdoğan’a siyasi ders vermek ve burnunu kanatmak isteyen varsa, bunu Genel Seçimlerde denemeleri gerekir. Herkeste AKP yorgunluğu var, ancak bu mesajın gönderilme tarihi 12 Eylül olmamalı. İki konunun birbirinden ayrılması gerekir.

Aslına bakılırsa, değişiklik için hazırlanan anayasa taslağını rejim için tehdit olarak lanse eden CHP ile mevcut Meclis’in demokratik ehliyetsizliği bahanesini dillendiren MHP’nin darbe mirası Anayasa’yı muhafaza etmek istemesi pek yadırganacak bir durum değildir; ancak değişikliklerden doğrudan yarar sağlayacak olan BDP’nin sırf “demokrasi havariliğini AKP’ye kaptırmamak” kaygısıyla destek için karşılanamayacak koşullar öne sürmesi ve anayasa değişikliğini zımni olarak engellemek istemesi, tutarlı bir siyasi tavır değildir.

Herkesin de bir gerekçesi var. Gerekçesi olmayanlar, zorlayarak dahi olsa, gerekçe yaratıyorlar.

- Bir kesim, taslağın tamamen Ak Parti’nin önünü açmak, yargı engelini yok etmek için ortaya konduğunu belirtiyor. Yapılan hesaplara göre, laik sistemi koruyan Asker unsurunun ortadan kaldırılmasından sonra, şimdi de sıra yargıda. Böylece başta Anayasa Mahkemesi’ne olmak üzere, iktidar partisi kendi yargıçlarını getirecek ve istediği kararları geçirtebilecek.

- Askere yeniden bir darbe vuruluyor ve laik sistemi korumak için, herhangi bir müdahale kapısı kapanıyor. Hiç değilse, Asker baskısının caydırıcılığı azaltılıyor.

- Başta Kürtler olmak üzere, farklı gerekçelerle bir başka kesim de, değişikliğin çok yapay ve son derece yetersiz olduğunu vurgulayarak karşı çıkıyor. Yepyeni bir anayasa hazırlanması gerekirken, göz boyamak için önemli olmayan maddelerle yetinildiğine dikkat çekip reddedeceğini söylüyor.

- Muhalefetin derdi ise tamamen siyasi. Onlar, ne pahasına olursa olsun, Erdoğan’ın burnunu sürtmek istiyorlar. HAYIR anlamına gelecek bir oylamanın iktidar partisinin karizmasını mahvedeceği ve genel seçimlere bozuk bir moralle girmesine yol açacağı için, bastırıyorlar.

HAYIR demek isteyenlerin gerekçeleri, kendi mantıkları içinde son derece haklı olabilir. Ancak hiçbiri, önümüzdeki fırsatın kaçırılmasını gerektirecek kadar güçlü değil.

Önümüze gelen bu taslak da yetersiz sayılabilir. Ancak sembolik dahi sayılsa, yine de darbecileri bundan böyle, harekete geçmeden önce iki-üç defa düşündürecek bir düzenleme getiriliyor. Benim için, demokratikleşme yolunda, bu adım son derece önemlidir. Bundan sonra bir daha Anayasa değişikliğine gidilmesinin güçlüğünü de görüyorum. Dolayısıyla elimdekiyle yetinmek istiyorum. İlerde daha iyisini yapan çıkarsa, başımızın üstünde yeri var.

Yeni anayasanın hak ve özgürlükleri genişleteceği aşikarken asıl olarak muhalif çevrelerce eleştirilen maddelerin içeriğini oluşturan, yani retçi cephenin Anayasa değişikliği paketinin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedelediğini öne sürdüğü Anayasa Mahkemesi ve HSYK hakkındaki düzenlemelere göz atmadan önce AYM ve HSYK’nın verdiği siyasi kararların geçmişine göz atalım:

Reform Öncesi AYM’nin Skandal Kararları

* Milli Görüş Linç Edildi: Anayasa Mahkemesi, Liderliğini Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yaptığı Refah Partisi’ni kapattı. Parti kapadıldıktan sonra Recai Kutan’ın başkanlığında Fazilet Partisi kuruldu. Başsavcı, Fazilet’in de Refah gibi temelli kapatılmasını istedi. Anayasa Mahkemesi de bu talebi yerine getirdi.

* AYM 25 Partinin Kapısına Mühür Vurdu: Anayasa Mahkemesi’nin kurulduğu 1963 yılından bu yana 24 siyasi parti kapatıldı, DTP ile bu sayı 25 oldu.

* Cumhurbaşkanlığı İçin 367: Anayasa Mahkemesi, Sabih Kanadoğlu’nun gündeme getirdiği ve daha önce hiç uygulanmayan anayasa değişikliklerinde Meclis’in en az 367 milletvekili ile toplanması gerektiği yönündeki görüşlerine denk düşen karar aldı.

* Başörtüsüne Özgürlük: Mahkeme, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğini iptal etti.

* AK PARTİ Hazineden Mahrum Edildi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, ”laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı. Başsavcı’nın iddianamedeki delillerin büyük bölümünü internet arama motoru ‘google’den derlediği, delillerin tekzip edilen ve aslı olmayan haberler olmasına karşı AYM dava sonucunda AK Parti’nin Hazine yardımından yoksun bırakılmasına karar verdi.

* Askere Sivil Yargı: Anayasa Mahkemesi, askere sivil yargı yolunu açan CMK değişikliğini de iptal etti.

* TİB Düzenlemesi: AYM polis, jandarma ve MİT’e dinleme yetkisi veren yasada, yalnızca “Başbakan’ın yetkilendireceği kişi veya komisyon”un denetim yapabileceği şeklindeki düzenlemeyi iptal etti.

HSYK Demokrat, Dindar ve Cesur Savcılara Dokundu.

* Hâkim Mustafa Akın: Arı kovanına çomak soktu, görevinden alındı.

* Savcı Necati Özdemir: Statükocuları rahatsız etti, baskılara maruz kaldı.

* Savcı Reşat Petek: “Başörtüsüne özgürlük” dedi, hedef oldu.

* Savcı Gültekin Avcı: Karanlık yapıların maskelerini düşürdü, sürgün yedi.

* Savcı Sami Gören: Sırf sahurda ışıkları yanıyor, oruç tutuyor diye kaymakamın hedefi olmuştu. Gören, 2002 yılında HSYK kararıyla meslekten ihraç edilirken, avukatlık yapması da yasaklandı.

* Savcı Sacit Kayasu: Birinci sınıf bir savcı olmaya hazırlanırken, 12 Eylül 1980 askerî darbesini yapanlar hakkında idam istemiyle iddianame hazırladığı için meslekten atıldı.

Büyükanıt’a Dokundu, İhraç Edildi.

* Savcı Ferhat Sarıkaya: Şemdinli’de 2005 yılı Kasım ayında eski PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz’ın işlettiği Umut Kitabevi’ne bomba atarak bir kişinin ölümüne neden oldukları iddiasıyla tutuklanan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Şahin hakkında da iddianame hazırladı. İddianamede dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt ile ilgili suçlamalarda bulundu. Büyükanıt’ın Diyarbakır 7. Kolordu Komutanı olduğu dönemde suç işlemek için çete kurduğunu iddia etti. Hakkında “Yetkisini aştığı” iddiasıyla soruşturma açıldı ve HSYK da Sarıkaya’yı 1’e karşı 6 oyla meslekten ihraç etti.

Ergenekon’un Yeni Bir Kolunu Deşifre Etti, Yetkisi Gitti.

* Savcı Osman Şanal: Erzurum’da özel yetkili cumhuriyet savcısı olarak görev yapıyordu. Ergenekon soruşturması kapsamında Başsavcı İlhan Cihaner’i tutuklatınca 3 savcısı ile birlikte yetkilerinden oldu.

Peki siyasetin son bir ayına damga vuran Anayasa Değişiklik Paketi’nde referanduma sunulacak AYM ve HSYK ile ilgili düzenlemeler neler? Anayasa Mahkemesinden başlayalım:

Darbe anayasasının 146 maddesi Anayasa Mahkemesinin kuruluş esaslarını belirliyor. Anayasa değişikliği kanun teklifinin 17. maddesi buna düzenleme getiriyor.

Ülkemiz aleyhine , Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine her yıl binlerce başvuru yapılmaktadır. Bu başvuruların iç hukuk yollarında çözüme bağlanması amacıyla bireysel başvuru hakkının getirilmesi öngörülmektedir. Bu hak doğrultusunda yapılacak insan hakları ihlal başvurularının da incelenmesi ve karara bağlanması, Anayasa Mahkemesince gerçekleştirilecektir. Anayasa mahkemesinin mevcut görevlerinin yanında, bireysel başvuruyla ilgili görevini de yerine getirebilmesi için Mahkenin yapısında geğişiklik yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Tüm bu veriler göz önüne alınmak suretiyle, Anayasa Mahkemesinin yapısı değiştirilmekte ve üye sayısı artırılmaktadır. Halen onbir asıl ve dört yedek olan üye sayısı onyediye yükseltilmekte, yedek üyelik statüsüne son verilmekte ve mevcut yedek üyelerin asıl üye statüsüne geçmeleri öngörülmektedir. Üyelerin geldikleri alanlar çeşitlendirilmektedir.

Öte yandan mukayeseli hukuka bakıldığında, parlamentoların anayasa mahkemelerine üye seçmesinin neredeyse ortak bir uygulama olduğu görülmektedir. Örneğin; Almanya, İsviçre, Macaristan, Polonya, Portekiz, Makedonya, Litvanya ve Hırvatistan’da anayasa mahkemesi üyeleri yasama organı tarafından seçilmekteyken; Avusturya, Belçika, Bulgarista, İtalya, Romanya, İspanya ve A.B.D’de anayasa mahkemesi üyelerinin seçilmesi yetkisi, yasama, yargı, hükümet ve devlet başkanı arasında paylaşılmaktadır. Fransa’da ise Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilmesi yetkisi Devlet Başkanı, Meclis Başkanı ve Senato Başkanına ait bulunmaktadır.

Mukayeseli hukukun ortak uygulaması dikkate alınarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de Anayasa Mahkemesine üye seçebilmesine imkan tanımaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, iki üyeyi Sayıştay başkan ve üyeleri arasından Sayıştay Genel Kurulunca, her boş üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi de serbest avukatlar arasından, baro başkanlarının göstereceği üç aday içinden seçecektir. Dikkat edersek T.B.M.M’nin kendi içinden seçtiği ya da özel olarak kendisinin belirlediği adaylar yok.

Cumhurbaşkanı, Mahkeme üyelerinden sadece dördünü, üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hakim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından doğrudan seçecektir. Diğer üyeleri ise, Cumhurbaşkanı, mevcut düzenlemede olduğu gibi, Yargutay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Yükseköğretim Kurulu tarafından her boş üyelik için gösterilecek üçer aday içinden seçecektir.

Mahkeme üyelerinin aday gösterilmesinde, çoğulcu demokratik yöntemlerle, her boş üyelik için üçer adayın belirlenmesi usulü benimsenmiştir. Aday gösterme seçimlerinde ise, her seçmenin ancak bir aday için oy kullanması öngörülmüştür. Bu düzenlemeyle, seçimlerin tek seferde sonuçlandırılması ve çalışma performansının düşmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bir diğer amaç ise, seçmen iradesinin “temsilde adalet” ilkesine uygun olarak sonuçlara yansımasının sağlanmasıdır.

Avrupa Ülkelerinde Anayasa Mahkemeleri

Almanya: Federal Mahkeme, 16 üyeden oluşuyor. Üyelerin yarısı millet meclisi, diğer yarısı da senato tarafından seçiliyor.

Avusturya: Mahkeme heyeti; başkan, başkan vekili ile 12 asıl ve 6 yedek üyeden oluşuyor. Başkan, başkanvekili, 6 asıl üye ve 3 yedek üye hükümet tarafından seçilirken, 3 asıl ve 2 yedek üye millet meclisi tarafından, 3 asıl ve 1 yedek üye de senato tarafından seçiliyor.

Belçika: 12 üye Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından seçiliyor.

Fransa: Yüksek Mahkeme, 9 üyeden oluşuyor ve eski cumhurbaşkanları mahkemenin doğal üyesi. Üyelerden 3’ü cumhurbaşkanı, 3’ü millet meclisi ve diğer 3’ü de senato başkanı tarafından atanıyor.

İspanya: Mahkeme heyetinden 4’ünü millet meclisi, 4’ü senato, 2’si hükümet, 2’si de yargı kurulu tarafından seçiliyor.

İtalya: 15 üyenin 5′i Parlamento, 5′i Devlet Başkanı, 3′ü Temyiz Mahkemeleri 1′i Danıştay ve 1′i de Sayıştay tarafından belirleniyor.

Macaristan: 11 üyeyi Parlamentonun hukuk, idari ve yargı komiteleri seçiyor.

Polonya: 15 üyenin tamamını seçme yetkisi Parlamento’ya ait.

Portekiz: 13 üye var. 10 üyeyi Meclis Genel Kurulu belirliyor. 3 üye ise Anayasa Mehkemesi tarafından seçiliyor.

Romanya: 9 üyeden 3′ü Bakanlar kurulu, 3′ü Senato ve 3′ü de Devlet Başkanı tarafından belirleniyor.

HSYK Yapısı

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yeniden yapılandırılacak. HSYK’nın halen 7 olan üye sayısı 21′e, 5 olan yedek üye sayısı ise 10′a çıkarılacak. Adalet Bakanı, Kurulun Başkanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir.

Kurulun üç daire ve Genel Kurul şeklinde çalışması öngörülmektedir. Bu bağlamda, Kurul üyelerinden dördü, yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilecektir. Bundan başka Kurulun;

1 asıl ve 1 yedek üyesi Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından Anayasa Mahkemesince,

3 asıl ve 2 yedek üyesi, Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca;

1 asıl ve 1 yedek üyesi, Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca;

7 asıl ve 4 yedek üyesi, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından adli yargı hakim ve savcılarınca,

3 asıl ve 2 yedek üyesi ise, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hakim ve savcıları arasından idari hakim ve savcılarınca

seçilecektir.

Yürürlükteki düzenlemede, Kurul kararları tamamen yargı denetimine kapalı iken, yapılan değişiklikle meslekten çıkarma cezalarına ilişkin kararlar yargı denetimine açılmaktadır. Kurulun diğer kararları için ise etkili iç itiraz sistemi öngörülmektedir.

Avrupa Ülkelerinde HSYK Yapıları

Fransa: Kurulun başkanlığını Cumhurbaşkanı başkan yardımcılığını ise Adalet Bakanı yapıyor… 18 üye var. 6 hakim ve 6 savcı meslektaşları tarafından seçiliyor. Danıştay Genel Kurulu 1 üye veriyor. Cumhurbaşkanı, Senato Başkanı ve Meclis Başkanı’nın da birer üye seçme hakkı var.

İtalya: 27 üyeli kurulun başkanı Cumhurbaşkanı. Yargıtay Başkanı ve Yargıtay Başsavcısı doğal üye. 16 hakim ve savcı meslektaşları arasından seçiliyor. Yüksek Yargı’dan 2, ilk derece mahkemelerden ise 14 üye kurulda yer alıyor. 8 üyeyi belirleme yetkisi ise Parlamento’nun.

Portekiz: 17 üye var. 2′si istinaf, 4′ü ilk derece mahkemelerden seçiliyor. 2 üyeyi Devlet Başkanı, 7 üyeyi de Parlamento belirliyor.

Polonya: 25 üyeli kurulda Adalet Bakanı doğal üye olarak görev yapıyor. 15 hakim ve savcı meslektaşları tarafından seçiliyor. Parlamento üyeleri arasından 4, Senato üyeleri arasından 2 üye kurulda görev yapıyor. 1 üyeyi seçme yetkisi ise Cumhurbaşkanı’na ait.

Hollanda: 5 üye var. Tüm üyeler Adalet Bakanı’nın önerisi üzerine Kral tarafından atanıyor.

İsveç: 11 üyeli kurulun tüm üyeleri Hükümet tarafından atanıyor.

Danimarka: Hakimlik mesleğine mensup üyeler dahil, kurulun tüm üyelerini belirleme yetkisi Hükümet’e ait.

Peki Almanya, İngiltere ve Avusturya’da HSYK’nın durumu nedir diyecek olursanız işte cevabı bu ülkelerde HSYK benzeri bir kurum yok. Hakimlerin ataması, eyalet düzeyinde adalet bakanlarından oluşan Hakim Atama Komisyonu ve federal adalet bakanlarınca belirleniyor.

E şimdi soralım: Avrupa mı bizden ilerde yoksa biz mi Avrupadan ilerdeyiz?

Demokrasinin beşiği ve ona benzemeye çalıştığımız Avrupa ülkelerinde Anayasa Mahkemeleri ve HSYK ların durumu ortadayken “Hükümet bunları ele geçiriyor.” gibi akıl ve mantık dışı iftiralar kimlere hizmet eder?

Derlemedir.

  • Kehanet

    tavsiyem sıtedeki haberler vs. tarih eklemendir.çünkü bazı haberlere bakınca acaba eski haber mı yenı haber mı dıye ıkıleme düşüyor.zaten üşengeç =)

  • http://www.barakli.net/ Serdar BARAKLI

    Sayın okuyucu;

    Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Sitemizdeki çoğu haber veya döküman ingilizceden çevrildiği için asıl kaynağa link vermekteyiz. Yani ana siteden haber yayın tarihine bakılabilir. Ama yine de bundan sonra hangi tarihe ait haber olduğunu konularımıza ekleyeceğimize emin olabilirsiniz.

    Teşekkür ederim.

  • Asd

    Devletin Anayasa mahkemesi, Danıştayı, Yargıtayı hiçbir zaman bu ülkenin kötülüğüne birşey yapmaz. Yok Ergenekonmuş neymiş bunlar Akp nin devletin yargı organlarını eline geçirmek için yaptırdıkları pisliktir. Aklınızı başınıza alın biraz bu paket geçerse ülkeye şeriat gelecek.. laiklik falan kalmayacak. siz şimdi özgürlükçü anayasa deyin durun bakalım.. 13 eylül kötü birgün olabilir

    • http://www.barakli.net/ Serdar BARAKLI

      Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay neden ülkenin kötülüğüne dair birşey yapmıyormuş. O zaman ben de size şunu derim: Hükümet hiçbir zaman ülkenin kötülüğüne dair birşey yapmaz. Yukarıda şu andaki siyasallaşmış yargının skandal kararlarını sıraladık. Şu anda HSYK'daki 7 üyenin 6 sı marksist alevi. Burada benim mezhepçilik yaptığımı düşünebilirsiniz. Aksine şunu belirteceğim: Bu marksist zihniyetteki, gelişime kapalı, kendi içlerine farklı görüş girmesini istemeyen zihniyet bu ülkenin ilerlemesine engel oluyorlar. Eğer bu danışıklı dövüş ile birbirini seçen kurumlar gelişime açık hale getirilmezse biz 100 sene daha türbanı tartışıyor olacağız.

      Ergenekonun yargıyı ele geçirmek ile olan bağlantısını tek tespit eden sizsiniz. Referandumdaki kritik 2 maddenin bu amaca hizmet ettiği söyleniyor. Hiç açıp da baktınız mı maddeler ne diye? Uyanık insanlar ne diyor? TBMM, Anayasa Mahkemesine üye seçecek. Peki niye söylenmiyor ki bu seçilecek üyeleri Sayıştay ve Barolar Birliği sunuyor diye. TBMM'nin kendisinin dışarıdan alıp da belirlediği herhangi bir üye yok. O zaman hangi akla hizmet yargıyı ele geçirmeye çalışıyor diyorsunuz? Cumhurbaşkanının seçtiği kişilere bakıyorsunuz. Kim? Manav, mühendis değil. Hukukçu. Şimdi bu hukukçuların önünde farklı bir kanun mu var da Tayyip Erdoğan'ın hüküm giymemesini sağlayacaklarını düşünüyorsunuz? Yukarıda karşılaştırmalı olarak verdik. Demokrasi beşiği Avrupa'da partiler üyeleri seçme konusunda daha fazla yetkiye sahipken biz Avrupa'dan ileri mi oluyoruz şimdi?

      Ülkeye şeriat gelecekmiş. Bunu demek neye benzer biliyor musun: MHP zihniyetinin "Eğer bu anayasa geçerse abdullah öcalan serbest kalacak." demesiyle aynı şeydir. Yani hangi maddeye dayanarak böyle birşeyi çıkarıyorsunuz? Maddeleri eksik biçimde size yorumlayan kişilerin yazılarına bakmadan önce neyi oylayacağınıza bakın. Ondan sonra yorumları okuyun ve Hayır propagandası yapanların çirkefliklerini görün. Sonra gelip de burada hayali şeyler üzerine konuşmayın.

      • Asd

        1.si Ben burada yazdıklarımı MHP ve CHP yada herhangi bir parti zihniyetine dayandırarak yazmıyorum. Bunlar benim kendi görüşlerim.
        2.si "Ergenekonun yargıyı ele geçirmek ile olan bağlantısını tek tespit eden sizsiniz" Demişsin.
        Askere sivil yargı yolunu açmaya çalışıp hepsini daha kolay içeriye tıkmaya çalışan bu adamlar değil mi? niye peki asıl amaçları ne? Görmüyormusunuz her iki üç günde bir TSK'nın önemli general ve subaylarından 3-5 kişiyi içeriye Ergenekondan yada Balyoz'dan atıyorlar. yazık değilmi bu adamlara suçları ne bunların? bunların suçsuz olduğunu salak olmayan her insan bilir.
        yok asker Cami bombalayacakmış yok darbe yapacakmış.. saçma sapan haberlerle orduyu yıpratmak için ellerinden geleni yapıyorlar
        Zaten bu haberleri kimin yaptırdığı da belli oluyor. Zaman ve vakit gazetelerinin asıl sahibi Gülen ve cemaatinin işi. Hiçbir gazete(zaman ve vakit gazeteleri hariç) balyoz ve ergenekonla ilgili haberleri sürekli yayımlamazken zaman ve vakit gazeteleri nedense her fırsatta ordunun adını karalamak için hergün Manşet haberlerinde bu konularla ordunun adını kirletiyor.
        Bunlarında mantıklı bir açıklamasını yaparsanız sevinirim..
        3. sü "Peki niye söylenmiyor ki bu seçilecek üyeleri Sayıştay ve Barolar Birliği sunuyor diye." demişsiniz. Şuanda devletin bütün resmi organlarını ele geçirmiş gülen cemaatinden adamlar var. Türkiyede Hukuk fakültelerinden mezun olan öğrencilerin çok büyük bir kısmının cemaatten olduğunuda biliyormuydunuz acaba?
        Umarım bu yazdıklarım iyi bir cevap olmuştur size.. biraz mantıklı açıklama yaparsanız sevinirim

        • http://www.barakli.net/ Serdar BARAKLI

          Ben zaten sizin herhangi bir parti zihniyetini savunduğunuzu ya da ona göre cevap verdiğini söylemedim. Sadece bir benzerlikten bahsettim. Bu benzerliğin de referandum maddeleri ile alakasız konularda olduğuna değindim.

          Askere sivil yargı meselesine gelelim: Bu olay sivilleşmenin temelidir. Sivil yargının alanını genişletmek demokratik hukuk devletinin önemli bir ilkesidir. Örneğin; Anayasal düzene karşı işlenen suçlar ve terör. Örgütlü çete ve uyuşturucu suçları. Uyuşturucu, askerî bir suç mu? Anayasal düzeni hedef almak, askerî hizmetle ilgili mi? Değil. Peki bunlar askerî mahalde işlenebilecek, bütün unsurlarıyla tamamlanabilecek suçlar mı? Hayır. Ayrıca Uluslararası anlaşmalar Türkiye'de iç hukuk hükmüyle uygulanır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerine baktığımızda, yine AİHM'ye giden davaların Türkiye aleyhine sonuçlananlara baktığımızda, belirli bir rütbe disiplini içinde hareket eden askerî mahkemelerin bağımsız ve tarafsız yargı olarak kabul edilmediğini görüyoruz. Bırakın askerlerin sivil mahkemede yargılanmasını, askerî mahkemeleri tartışmak zorundayız. Avrupa’nın birçok ülkesinde Askeri Yargı mevcuttur.Ancak yetki ve görev alanı Türk Yargı sistemindeki kadar geniş değildir.Bu ülkelerde Askeri Yargının yetkisi sınırlı ve salt askeri suçlarla sınırlandırılmıştır. Diğer ülkelerde sanık asker kişiyse her ahvelde MP (military police) eşliğinde alınır ve askeri mahkemeye çıkartılır. Burada yargılama olmaksızın önce olayın askeri mahkeme mi sivil yargı içerisinde mi ele alınacağına karar verilir. Üç olası sonuç vardır. Ya bu sırf askeri mahkeme suçudur der yargılama başlar, ya bu kesinlikle sivil yargıdır der sivil mahkemeye intikal ettirir, ya da olayın oluş şekline göre askeri disiplini de ilgilendirir suçta sivildir der iki tarafta ayrı konularda dava açılmasını ister. Eğer kendi üzerine aldıysa ve yargılamaya başladıysa bu kesin karardır itiraz mercii yoktur. Sivil mahkemeye sevk etti ise sivil mahkemenin buna itiraz hakkı vardır bu durumda itiraz olursa bizde ki gibi bir üst mahkeme karar vermez. Bizde karşılığı uyuşmazlık mahkemesi olarak adlandırılabilecek asker sivil hakimlerden oluşan bir heyet karar verir ve bu karar askeri mahkemeyi de sivil mahkemeyi de bağlar. Görüldüğü gibi bu ülkelerde bu sorun ne şekilde olursa olsun YARGILAMADAN ÖNCE ÇÖZÜME BAĞLANMAKTADIR. Bizde ise somut olayda görüldüğü üzere karar verilip yargıtay aşamasında yetki tartışması olmaktadır. Bu hele bir başlayalım da sonu allah kerim zihniyetinin toplumumuzdaki geniş yer bulmasının sonucudur. Benim şahsi fikrim ise Askeri ceza kanununun TCK ya atıf yaparak yargılama yaptığı suçların açıkça askeri suç olmadığı belli olduğundan sivil mahkemelerde yargılanmasının gerektiği yönündedir.

          Ayrıca ben Ergenekondan tutuklanan kişilere hemen hüküm giydirenlere karşı olduğum kadar, suçsuz diyenlere de karşıyım. Bunların suçsuz olmadıklarını vs demişsiniz. Bu ülke eğer 28 şubatı yaşadı ise olaylara biraz daha tarafsız bakmak gerekir diye düşünüyorum. Şu medya gruplarına değinmişsiniz. Orduyu yıpratmak için yaptıklarına. Peki bu olayı neden ordudaki bazı hainleri açıklamak ve bunları temizlemek için yapılan bir girişim olarak görmüyorsunuz. O gazeteler cemaatten demişsiniz. Peki bu haberleri vermeyen gazeteler kime hizmet ediyor? Küresel sermayenin kontrolünde olduğunu bilmiyor muyuz sanki. 28 şubattaki rollerini hiç mi görmedik. Peki Zaman ve Vakitte yayınlanan haberlerin hangilerine yalanlama geldi? Eğer bu gazeteler gerçekleri açıklamasa hiçbirimizin haberi olmayacak. Hadi olmasın. Ama bunları bırakın temizlemek, yerlerini sağlamlaştırmak için çalışmalar yapılmıyor mu? Ordunun adını kirletmek: Zaten bu olaylardan önce ordudaki bazı kişilerin kimlere hizmet ettiğini bildiğimiz için asıl şimdi ordunun isminin daha çok temizlendiğine inanıyorum. Bence olaylara tarafsız bakmalıyız.

          3. maddeye bakınca şaşırıp kaldım açıkçası. Ne yapalım o zaman, cemaat dershanelerinden mezun olanları hukuk, tıp diğer fakültelere yerleştirmeyelim mi? Sonuçta onlar aynı hocalardan eğitim alıp, aynı kanun üzerinde çalışmıyorlar mı? Önlerinde Fethullah Gülen'in kanunu mu var, TCK mı? Bir de şu devletin heryerini Fethullahçıların ele geçirdiği görüşü var. Şimdi HSYK seçimleri de bununla alakalı biraz. 13500 tane hakim ve savcı var. Önceden bu hakim ve savcılar kendini yönetenleri yani HSYK üyelerini seçemezken, HSYK üyeleri bu hakim ve savcıların kariyerleri ve meslekleriyle rahatça oynama hakkına sahipti. Peki yeni gelen anayasada ne olacak? Kendilerini yönetecek kişileri onlar belirleyecek. Peki bu mu demokratik, eski sistem mi? Bundan niye çekiniyor HSYK üyeleri? Çünkü yaptıkları hukuk dışı uygulamaları kendileri de biliyor, bir daha gelememekten korkuyor. Şimdi düşünelim 13500 tane hakim ve savcının hepsi mi AKPli ya da Fethullahçı? Hala hangi akla hizmet buralar siyasallaşacak deniliyor.

          • Asd

            ya bırakın allah aşkına 1980'den bu yana 83 kez değişmiş bu anayasa demokratik olamamışta bu 22 madde mi demokrat edecek :) hepsi düzmecee