31 July
201012 Eylül referandumu için cepheler ayrılmaya başladı. Herkesin kendine göre bir hesabı var, ancak tüm tartışmalar sonunda “Erdoğan’a EVET” veya “Erdoğan’a HAYIR “ oylamasına dönüşüyor. Biz farklı düşünüyoruz. Erdoğan hakkındaki kararımızı Genel Seçimlerde kullanabiliriz. İçeriğinden tam anlamıyla memnun olmasak da, daha fazlasını istesek dahi, ideal değişiklik için daha uzun yıllar bekleyeceğimize, azına bile şimdilik EVET oyu vereceğiz.
12 Eylül Referandumu giderek siyasileşiyor. Anayasayı değiştirmekten çok, Erdoğan’a bir güvenoyuna dönüşüyor. Siyasetin muhalefet kanadı daha önce izlediği talihsiz bir siyasi strateji için yeniden harekete geçti. Aslına bakacak olursanız, muhaliflerin kafalarının arkasındaki gerçek hesap, Erdoğan’a bir ders vermek. Burnunu kanatıp, genel seçimlerde hızını kesmek. Erdoğan’a siyasi ders vermek ve burnunu kanatmak isteyen varsa, bunu Genel Seçimlerde denemeleri gerekir. Herkeste AKP yorgunluğu var, ancak bu mesajın gönderilme tarihi 12 Eylül olmamalı. İki konunun birbirinden ayrılması gerekir.
Aslına bakılırsa, değişiklik için hazırlanan anayasa taslağını rejim için tehdit olarak lanse eden CHP ile mevcut Meclis’in demokratik ehliyetsizliği bahanesini dillendiren MHP’nin darbe mirası Anayasa’yı muhafaza etmek istemesi pek yadırganacak bir durum değildir; ancak değişikliklerden doğrudan yarar sağlayacak olan BDP’nin sırf “demokrasi havariliğini AKP’ye kaptırmamak” kaygısıyla destek için karşılanamayacak koşullar öne sürmesi ve anayasa değişikliğini zımni olarak engellemek istemesi, tutarlı bir siyasi tavır değildir.
Herkesin de bir gerekçesi var. Gerekçesi olmayanlar, zorlayarak dahi olsa, gerekçe yaratıyorlar.
- Bir kesim, taslağın tamamen Ak Parti’nin önünü açmak, yargı engelini yok etmek için ortaya konduğunu belirtiyor. Yapılan hesaplara göre, laik sistemi koruyan Asker unsurunun ortadan kaldırılmasından sonra, şimdi de sıra yargıda. Böylece başta Anayasa Mahkemesi’ne olmak üzere, iktidar partisi kendi yargıçlarını getirecek ve istediği kararları geçirtebilecek.
- Askere yeniden bir darbe vuruluyor ve laik sistemi korumak için, herhangi bir müdahale kapısı kapanıyor. Hiç değilse, Asker baskısının caydırıcılığı azaltılıyor.
- Başta Kürtler olmak üzere, farklı gerekçelerle bir başka kesim de, değişikliğin çok yapay ve son derece yetersiz olduğunu vurgulayarak karşı çıkıyor. Yepyeni bir anayasa hazırlanması gerekirken, göz boyamak için önemli olmayan maddelerle yetinildiğine dikkat çekip reddedeceğini söylüyor.
- Muhalefetin derdi ise tamamen siyasi. Onlar, ne pahasına olursa olsun, Erdoğan’ın burnunu sürtmek istiyorlar. HAYIR anlamına gelecek bir oylamanın iktidar partisinin karizmasını mahvedeceği ve genel seçimlere bozuk bir moralle girmesine yol açacağı için, bastırıyorlar.
HAYIR demek isteyenlerin gerekçeleri, kendi mantıkları içinde son derece haklı olabilir. Ancak hiçbiri, önümüzdeki fırsatın kaçırılmasını gerektirecek kadar güçlü değil.
Önümüze gelen bu taslak da yetersiz sayılabilir. Ancak sembolik dahi sayılsa, yine de darbecileri bundan böyle, harekete geçmeden önce iki-üç defa düşündürecek bir düzenleme getiriliyor. Benim için, demokratikleşme yolunda, bu adım son derece önemlidir. Bundan sonra bir daha Anayasa değişikliğine gidilmesinin güçlüğünü de görüyorum. Dolayısıyla elimdekiyle yetinmek istiyorum. İlerde daha iyisini yapan çıkarsa, başımızın üstünde yeri var.
Yeni anayasanın hak ve özgürlükleri genişleteceği aşikarken asıl olarak muhalif çevrelerce eleştirilen maddelerin içeriğini oluşturan, yani retçi cephenin Anayasa değişikliği paketinin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedelediğini öne sürdüğü Anayasa Mahkemesi ve HSYK hakkındaki düzenlemelere göz atmadan önce AYM ve HSYK’nın verdiği siyasi kararların geçmişine göz atalım:
Reform Öncesi AYM’nin Skandal Kararları
* Milli Görüş Linç Edildi: Anayasa Mahkemesi, Liderliğini Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yaptığı Refah Partisi’ni kapattı. Parti kapadıldıktan sonra Recai Kutan’ın başkanlığında Fazilet Partisi kuruldu. Başsavcı, Fazilet’in de Refah gibi temelli kapatılmasını istedi. Anayasa Mahkemesi de bu talebi yerine getirdi.
* AYM 25 Partinin Kapısına Mühür Vurdu: Anayasa Mahkemesi’nin kurulduğu 1963 yılından bu yana 24 siyasi parti kapatıldı, DTP ile bu sayı 25 oldu.
* Cumhurbaşkanlığı İçin 367: Anayasa Mahkemesi, Sabih Kanadoğlu’nun gündeme getirdiği ve daha önce hiç uygulanmayan anayasa değişikliklerinde Meclis’in en az 367 milletvekili ile toplanması gerektiği yönündeki görüşlerine denk düşen karar aldı.
* Başörtüsüne Özgürlük: Mahkeme, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğini iptal etti.
* AK PARTİ Hazineden Mahrum Edildi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, ”laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı. Başsavcı’nın iddianamedeki delillerin büyük bölümünü internet arama motoru ‘google’den derlediği, delillerin tekzip edilen ve aslı olmayan haberler olmasına karşı AYM dava sonucunda AK Parti’nin Hazine yardımından yoksun bırakılmasına karar verdi.
* Askere Sivil Yargı: Anayasa Mahkemesi, askere sivil yargı yolunu açan CMK değişikliğini de iptal etti.
* TİB Düzenlemesi: AYM polis, jandarma ve MİT’e dinleme yetkisi veren yasada, yalnızca “Başbakan’ın yetkilendireceği kişi veya komisyon”un denetim yapabileceği şeklindeki düzenlemeyi iptal etti.
HSYK Demokrat, Dindar ve Cesur Savcılara Dokundu.
* Hâkim Mustafa Akın: Arı kovanına çomak soktu, görevinden alındı.
* Savcı Necati Özdemir: Statükocuları rahatsız etti, baskılara maruz kaldı.
* Savcı Reşat Petek: “Başörtüsüne özgürlük” dedi, hedef oldu.
* Savcı Gültekin Avcı: Karanlık yapıların maskelerini düşürdü, sürgün yedi.
* Savcı Sami Gören: Sırf sahurda ışıkları yanıyor, oruç tutuyor diye kaymakamın hedefi olmuştu. Gören, 2002 yılında HSYK kararıyla meslekten ihraç edilirken, avukatlık yapması da yasaklandı.
* Savcı Sacit Kayasu: Birinci sınıf bir savcı olmaya hazırlanırken, 12 Eylül 1980 askerî darbesini yapanlar hakkında idam istemiyle iddianame hazırladığı için meslekten atıldı.
Büyükanıt’a Dokundu, İhraç Edildi.
* Savcı Ferhat Sarıkaya: Şemdinli’de 2005 yılı Kasım ayında eski PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz’ın işlettiği Umut Kitabevi’ne bomba atarak bir kişinin ölümüne neden oldukları iddiasıyla tutuklanan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Şahin hakkında da iddianame hazırladı. İddianamede dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt ile ilgili suçlamalarda bulundu. Büyükanıt’ın Diyarbakır 7. Kolordu Komutanı olduğu dönemde suç işlemek için çete kurduğunu iddia etti. Hakkında “Yetkisini aştığı” iddiasıyla soruşturma açıldı ve HSYK da Sarıkaya’yı 1’e karşı 6 oyla meslekten ihraç etti.
Ergenekon’un Yeni Bir Kolunu Deşifre Etti, Yetkisi Gitti.
* Savcı Osman Şanal: Erzurum’da özel yetkili cumhuriyet savcısı olarak görev yapıyordu. Ergenekon soruşturması kapsamında Başsavcı İlhan Cihaner’i tutuklatınca 3 savcısı ile birlikte yetkilerinden oldu.
Peki siyasetin son bir ayına damga vuran Anayasa Değişiklik Paketi’nde referanduma sunulacak AYM ve HSYK ile ilgili düzenlemeler neler? Anayasa Mahkemesinden başlayalım:
Darbe anayasasının 146 maddesi Anayasa Mahkemesinin kuruluş esaslarını belirliyor. Anayasa değişikliği kanun teklifinin 17. maddesi buna düzenleme getiriyor.
Ülkemiz aleyhine , Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine her yıl binlerce başvuru yapılmaktadır. Bu başvuruların iç hukuk yollarında çözüme bağlanması amacıyla bireysel başvuru hakkının getirilmesi öngörülmektedir. Bu hak doğrultusunda yapılacak insan hakları ihlal başvurularının da incelenmesi ve karara bağlanması, Anayasa Mahkemesince gerçekleştirilecektir. Anayasa mahkemesinin mevcut görevlerinin yanında, bireysel başvuruyla ilgili görevini de yerine getirebilmesi için Mahkenin yapısında geğişiklik yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir.
Tüm bu veriler göz önüne alınmak suretiyle, Anayasa Mahkemesinin yapısı değiştirilmekte ve üye sayısı artırılmaktadır. Halen onbir asıl ve dört yedek olan üye sayısı onyediye yükseltilmekte, yedek üyelik statüsüne son verilmekte ve mevcut yedek üyelerin asıl üye statüsüne geçmeleri öngörülmektedir. Üyelerin geldikleri alanlar çeşitlendirilmektedir.
Öte yandan mukayeseli hukuka bakıldığında, parlamentoların anayasa mahkemelerine üye seçmesinin neredeyse ortak bir uygulama olduğu görülmektedir. Örneğin; Almanya, İsviçre, Macaristan, Polonya, Portekiz, Makedonya, Litvanya ve Hırvatistan’da anayasa mahkemesi üyeleri yasama organı tarafından seçilmekteyken; Avusturya, Belçika, Bulgarista, İtalya, Romanya, İspanya ve A.B.D’de anayasa mahkemesi üyelerinin seçilmesi yetkisi, yasama, yargı, hükümet ve devlet başkanı arasında paylaşılmaktadır. Fransa’da ise Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilmesi yetkisi Devlet Başkanı, Meclis Başkanı ve Senato Başkanına ait bulunmaktadır.
Mukayeseli hukukun ortak uygulaması dikkate alınarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de Anayasa Mahkemesine üye seçebilmesine imkan tanımaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, iki üyeyi Sayıştay başkan ve üyeleri arasından Sayıştay Genel Kurulunca, her boş üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi de serbest avukatlar arasından, baro başkanlarının göstereceği üç aday içinden seçecektir. Dikkat edersek T.B.M.M’nin kendi içinden seçtiği ya da özel olarak kendisinin belirlediği adaylar yok.
Cumhurbaşkanı, Mahkeme üyelerinden sadece dördünü, üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hakim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından doğrudan seçecektir. Diğer üyeleri ise, Cumhurbaşkanı, mevcut düzenlemede olduğu gibi, Yargutay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Yükseköğretim Kurulu tarafından her boş üyelik için gösterilecek üçer aday içinden seçecektir.
Mahkeme üyelerinin aday gösterilmesinde, çoğulcu demokratik yöntemlerle, her boş üyelik için üçer adayın belirlenmesi usulü benimsenmiştir. Aday gösterme seçimlerinde ise, her seçmenin ancak bir aday için oy kullanması öngörülmüştür. Bu düzenlemeyle, seçimlerin tek seferde sonuçlandırılması ve çalışma performansının düşmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bir diğer amaç ise, seçmen iradesinin “temsilde adalet” ilkesine uygun olarak sonuçlara yansımasının sağlanmasıdır.
Avrupa Ülkelerinde Anayasa Mahkemeleri
Almanya: Federal Mahkeme, 16 üyeden oluşuyor. Üyelerin yarısı millet meclisi, diğer yarısı da senato tarafından seçiliyor.
Avusturya: Mahkeme heyeti; başkan, başkan vekili ile 12 asıl ve 6 yedek üyeden oluşuyor. Başkan, başkanvekili, 6 asıl üye ve 3 yedek üye hükümet tarafından seçilirken, 3 asıl ve 2 yedek üye millet meclisi tarafından, 3 asıl ve 1 yedek üye de senato tarafından seçiliyor.
Belçika: 12 üye Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından seçiliyor.
Fransa: Yüksek Mahkeme, 9 üyeden oluşuyor ve eski cumhurbaşkanları mahkemenin doğal üyesi. Üyelerden 3’ü cumhurbaşkanı, 3’ü millet meclisi ve diğer 3’ü de senato başkanı tarafından atanıyor.
İspanya: Mahkeme heyetinden 4’ünü millet meclisi, 4’ü senato, 2’si hükümet, 2’si de yargı kurulu tarafından seçiliyor.
İtalya: 15 üyenin 5′i Parlamento, 5′i Devlet Başkanı, 3′ü Temyiz Mahkemeleri 1′i Danıştay ve 1′i de Sayıştay tarafından belirleniyor.
Macaristan: 11 üyeyi Parlamentonun hukuk, idari ve yargı komiteleri seçiyor.
Polonya: 15 üyenin tamamını seçme yetkisi Parlamento’ya ait.
Portekiz: 13 üye var. 10 üyeyi Meclis Genel Kurulu belirliyor. 3 üye ise Anayasa Mehkemesi tarafından seçiliyor.
Romanya: 9 üyeden 3′ü Bakanlar kurulu, 3′ü Senato ve 3′ü de Devlet Başkanı tarafından belirleniyor.
HSYK Yapısı
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yeniden yapılandırılacak. HSYK’nın halen 7 olan üye sayısı 21′e, 5 olan yedek üye sayısı ise 10′a çıkarılacak. Adalet Bakanı, Kurulun Başkanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir.
Kurulun üç daire ve Genel Kurul şeklinde çalışması öngörülmektedir. Bu bağlamda, Kurul üyelerinden dördü, yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilecektir. Bundan başka Kurulun;
1 asıl ve 1 yedek üyesi Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından Anayasa Mahkemesince,
3 asıl ve 2 yedek üyesi, Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca;
1 asıl ve 1 yedek üyesi, Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca;
7 asıl ve 4 yedek üyesi, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından adli yargı hakim ve savcılarınca,
3 asıl ve 2 yedek üyesi ise, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hakim ve savcıları arasından idari hakim ve savcılarınca
seçilecektir.
Yürürlükteki düzenlemede, Kurul kararları tamamen yargı denetimine kapalı iken, yapılan değişiklikle meslekten çıkarma cezalarına ilişkin kararlar yargı denetimine açılmaktadır. Kurulun diğer kararları için ise etkili iç itiraz sistemi öngörülmektedir.
Avrupa Ülkelerinde HSYK Yapıları
Fransa: Kurulun başkanlığını Cumhurbaşkanı başkan yardımcılığını ise Adalet Bakanı yapıyor… 18 üye var. 6 hakim ve 6 savcı meslektaşları tarafından seçiliyor. Danıştay Genel Kurulu 1 üye veriyor. Cumhurbaşkanı, Senato Başkanı ve Meclis Başkanı’nın da birer üye seçme hakkı var.
İtalya: 27 üyeli kurulun başkanı Cumhurbaşkanı. Yargıtay Başkanı ve Yargıtay Başsavcısı doğal üye. 16 hakim ve savcı meslektaşları arasından seçiliyor. Yüksek Yargı’dan 2, ilk derece mahkemelerden ise 14 üye kurulda yer alıyor. 8 üyeyi belirleme yetkisi ise Parlamento’nun.
Portekiz: 17 üye var. 2′si istinaf, 4′ü ilk derece mahkemelerden seçiliyor. 2 üyeyi Devlet Başkanı, 7 üyeyi de Parlamento belirliyor.
Polonya: 25 üyeli kurulda Adalet Bakanı doğal üye olarak görev yapıyor. 15 hakim ve savcı meslektaşları tarafından seçiliyor. Parlamento üyeleri arasından 4, Senato üyeleri arasından 2 üye kurulda görev yapıyor. 1 üyeyi seçme yetkisi ise Cumhurbaşkanı’na ait.
Hollanda: 5 üye var. Tüm üyeler Adalet Bakanı’nın önerisi üzerine Kral tarafından atanıyor.
İsveç: 11 üyeli kurulun tüm üyeleri Hükümet tarafından atanıyor.
Danimarka: Hakimlik mesleğine mensup üyeler dahil, kurulun tüm üyelerini belirleme yetkisi Hükümet’e ait.
Peki Almanya, İngiltere ve Avusturya’da HSYK’nın durumu nedir diyecek olursanız işte cevabı bu ülkelerde HSYK benzeri bir kurum yok. Hakimlerin ataması, eyalet düzeyinde adalet bakanlarından oluşan Hakim Atama Komisyonu ve federal adalet bakanlarınca belirleniyor.
E şimdi soralım: Avrupa mı bizden ilerde yoksa biz mi Avrupadan ilerdeyiz?
Demokrasinin beşiği ve ona benzemeye çalıştığımız Avrupa ülkelerinde Anayasa Mahkemeleri ve HSYK ların durumu ortadayken “Hükümet bunları ele geçiriyor.” gibi akıl ve mantık dışı iftiralar kimlere hizmet eder?
Derlemedir.
-
Kehanet
-
http://www.barakli.net/ Serdar BARAKLI
-
Asd
-
http://www.barakli.net/ Serdar BARAKLI
-
Asd
-
http://www.barakli.net/ Serdar BARAKLI
-
Asd










