Dell’in aralık ayında aldığı kararla Streak 7 tablet bilgisayar projesinin satışlarını durdurmasından sonra gelen bu haber herkesi heyecanlandıracak. Bilgisayar üreticisi olan bu büyük firma kararından tamamen vazgeçmiş görünüyor. Dell, tablet sektörüne dönmek için çok büyük bir proje üzerinde çalışıyor.

Şirketin bu yılın sonunda tabletleri piyasaya sürmesi bekleniyor ve müşteriler için daha kıymetli bir ürün oluşturulması için özel çaba gösteriliyor.

Dell’in reklam yöneticisi Steve Felice’in Reuters haber ajansına yaptığı açıklamayla şirketin biraz daha bekleme taraftarı olduğu görülüyor. Felice; “Bu sektöre yılın sonlarına doğru büyük ve güçlü bir şekilde gireceğimizi göreceksiniz. Bu sektöre nasıl gireceğimizi belirlemede ise çok dikkatli olacağız.” şeklinde konuştu.

HP’nin Touchpad ve RIM’in BlackBerry Playbook projelerindeki başarısızlıkları, Dell’in dikkat çeken bir tablet yapması için çok dikkatli olması gerektiğini gösteriyor. Ama tabii bu süre çok da uzun olmamalı, çünkü tablet bilgisayar satışları, bilgisayarlar satışlarını neredeyse yedi bitirdi ve de Dell’in elinde, teknolojiye aç tüketicilerine sunabileceği herhangi birşey yok.

Felice, tabletin Android’le mi, Windows 8′le mi çalışacağına dair bir bilgi vermedi; ancak Microsoft’un Windows 8 ile sunmak istedikleri onu da heyecanlandırıyor. “Şu an için çok fazla bir ilerleme yok ve Microsoft için bu sektöre Windows 8 ile girmesinde yeni bir pencere açılıyor gibi görünüyor. Windows 8′in özelliklerine ileride dokunmak isteriyorum.”

Gerçekten de Windows 8 uygun bir seçim gibi görünüyor. Çünkü bir şirketin, Windows ile diğer platformlara nazaran daha rahat çalışabileceği düşünülüyor. Ayrıca Dell, Çin’deki tablet ve akıllı telefonlar için Çin kökenli arama motoru Baidu ile de işbirliği halinde. Ama bu ürünler, Birleşik Devletler’de aynı şansa sahip değiller gibi görünüyor.

Kaynak: http://venturebeat.com/2012/01/10/dell-plans-to-reenter-the-tablet-arena-with-a-bang-later-this-year/

Çeviri: Serdar Baraklı

Eğer vücudunuzda bir kalp pili ya da insülin pompası varsa, hackerlar tarafından potansiyel bir hedef olabileeğinizin farkında değilsiniz belki de…

Birçok tıbbi implant, küçücük bir kablosuz radyoya sahiptir. Bu sistem sayesinde doktorlar, hastalarının genel durumlarını takip edebilir ve implantın fonksiyonelliğini kontrol edebilir. Eğer bu sistem güvenliksiz bırakılırsa kablosuz vericiler hackerlar tarafından kişisel bilgilerin toplanması hatta implantın yeniden programlanması amacıyla kullanılabilir. Bu problem aslında yeni jenerasyon implantların azını ilgilendiriyor. Çünkü yeni cihazlar hacker tehlikesine karşı özel olarak tasarlanıyor. Ama eski cihazları kullanan milyonlarca insan için sorunun tek çözümü, implantın cerrahi olarak çıkarılıp yeni implatın yerleştirilmesiyle mümkün görünüyor.

MIT ve Massachusetts Üniversitesi araştırmacıları, Toronto’da yapılan bir konferansta yaptıkları sunumla daha basit bir çözüm olduğunu belirtiyorlar. “Kalkan” adını verdikleri diz üstü bilgisayar boyutundaki bir araç, hackerların girişimlerini geri püskürten frekans bozucu sinyal yayıyor. Buradaki asıl yenilik frekans bozucu sinyallerin yayılması değil. Dışarıdan hack hamleleri yapıldığı andaki frekans bozma sırasında, doktorun verileri inceleyebilmesi ve veri gönderebilmesi güvenli bir bağlantı üzerinden sağlanıyor. Yapılan testlerde, bu koruyucunun frekans bozma sinyalinden 100 kat daha güçlü hack sinyallerinin bloklanabildiği gösterildi. Cihaz ayrıca izinsiz bir girişimin yapıldığı konusunda da alarm verebiliyor.

Bu koruyucunun konferansta tanıtılan prototipi, cihazın faydalı olabilmesini sağlayabilmek açısından çok büyüktü; ancak en nihayetinde teknoloji sayesinde çok küçük hale getirilebilir. Tıbbi araç üreticileri bu cihaza çoktan gereken ilgiyi göstermeye başladılar. Ama ürünün pazara sunulabilmesi için önlerinde büyük bir engel var: Birleşik Devletler Hükümeti.

Federal Haberleşme Kurulu bu olaya pek sıcak bakmıyor. 1934′te kabul edilen İletişim Kanunu’na aykırı olacağı görüşünde. Kanun, radyo sinyalleri aracılığıyla yapılan kasıtlı ve zararlı müdahaleleri yasaklıyor. Bu sinyallerle yapılan müdahalelerin resmi tanımı, 11 Eylül saldırılarından sonra daha da genişletilmişti. Bu cihazların ayrı olarak değerlendirilmesi yerine, tüm buna benzer cihazlar piyasada yasaklanmıştı.

Diğer bir problem de, kablosuz telefon endüstrisinde mevcut. Şirketler kendi kablosuz spektrumlarına sahip olmayı ve kimin hangi spektrumu kullanacağında son sözü söylemek istiyorlar.

Eğer hükümet ve şirketler, bu tür mazeretlerini yenip yapıcı bir adım atarlarsa ve bu tür koruyucu teknolojilerin pazarlanmasına izin verirlerse, tıbbi implant kullanan insanların kendilerini daha güvende hissedecekleri kesin. Ya da federal yasaların kendilerini zaten koruma altına aldığını düşünerek yasaları desteklemek zorunda kalacaklar.

Kaynak: http://www.forbes.com/sites/daviddisalvo/2011/09/08/new-jamming-tech-could-protect-pacemakers-from-hack-attack/

Çeviri: Serdar Baraklı

Geçtiğimiz sonbahar mevsiminde Google oturma odamıza kadar geldiğini Google TV hamlesi ile göstermişti. Bu platform ile Google, web ile televizyon içeriğini birleştirerek yeni teknolojilerde öncü olacağını gösteriyordu.

Maalesef ki bu hamle başarısızlıkla sonuçlandı. Platformun aşırı derecede kompleks arayüzü ve içerik sorunları (Bazı büyük kanallar, Google TV cihazlarından kendi web sitelerine erişimi engellemişlerdi.) yüzünden bu teknoloji pek fazla benimsenmemişti. Google’dan gelen son haberlere göre bu platforma yeniden hareket getirecek; en azından platformun geleceği için güzel sayılabilecek bir adım atılıyor: Çok yakında Google TV Android uygulamalarını destekleyecek.

Google, aslında platformun ilk durulduğu andan itibaren Android desteğine sahip olacağını belirtiyordu ancak bunun ne zaman olacağı kesin olarak bilinmiyordu. İşte bugün, önceden duyurulan bu desteğin gerçekleşmesine bir adım daha yakınız: Android uygulamaları için geliştirme ortamı olan Android SDK için, Google TV eklentisi yayınlandı.

Bu haber, Android uygulamalarının hemen yüklenebileceği anlamına gelmiyor. Google TV’nin yaklaşan Honeycomb güncellemesiyle beraber Android uyumlu olması bekleniyor.

Kaynak: http://techcrunch.com/2011/08/22/android-devs-can-now-start-optimizing-their-apps-for-google-tv/

Çeviri: Serdar BARAKLI

11 August

2011

Sitemiz mtorrent.mobi adresinde hizmet veriyor. Filmleri izleyebilmek için üye olmanız gerekli. Üye olduktan sonra sol taraftaki “Popular” kısmına gelince filmler listeleniyor. Burada, indirme yapabilme veya filmi çevrimiçi izleme gibi seçenekler sunuluyor. Biz şu an indirme ile uğraşmayacağız. Zaten indirmek için “Download”a tıklayınca başka siteye felan yönlendiriyor. Buradan “Watch” tıklayıp filmleri izleyebilirsiniz. Ama Popular kategorisindeki filmler az sayıda. Oklarla ilerlediğinizde ancak 3-4 sayfalık filmleri size sunuyor. Sizin izlemek istediğiniz film Popular kategorisi içinde olmayabilir. Onu da arama kısmında arattırdığınızda aradığınız film karşınıza çıkıyor fakat bu sefer çevrimiçi izleme için uygun link yok. “Download torrent” seçeneği var. Ona da tıkladığınız zaman;

“click here and get the full version. With this demo version you can only use the popular section”

gibi bir uyarı geliyor. Bu uyarıda şunu diyor: O anki hesabınız demo versiyon olduğu için ancak Popular kısmındaki filmi izleyebilirsiniz diyor. Full versiyonu için buraya tıklayın vs diyor. Tıkladığımızda da bizi başka bir siteye yönlendirip ücret talep ediyor. Şimdi bunu nasıl aşarız, onu öğreneceğiz.

Ben arama kısmına “resident evil” yazdım. İlk çıkan sonuca tıkladım.

Link bu:

http://mtorrent.mobi/content.aspx?page=0&searchStr=residentevil&title=residentevil1[dvdrip][span
ish][wwwtopetorrentcom]&size=711&searchType=isVideo&se=0&hash=fda8b5015f76ce3b4942e91f10d8a9bfb1
c6ddcc&network=2&fid=28734668

Normalde ben bu filmi izleyemiyorum, çünkü Popular kategorisinde değil. Zaten tıkladığımda izlemem için uygun link de sağlamıyor. Neyse burada bizim için önemli olan hash kısmı yani “hash=”dan sonra gelen “fda8b5015f76ce3b4942e91f10d8a9bfb1c6ddcc”

Mesela popular kısmında bir filme tıklayalım. Ben “hot tub time machine 2010 unrated dvdrip xvid-dubby” filmine tıkladım. Beni gönderdiği adres:

http://mtorrent.mobi/completed.aspx?hash=2488ffcd0cf6740c8856c50e02bba11af6c219a9

Bakın burada da hash= vs kısmı var. Filmi izlemenizi sağlayan olay ise “completed.aspx?” Bizim izlemek istediğimiz resident evil’a tıklarken bu satır yoktu. Neyse önceden elde ettiğimiz hashi buraya kopyalıyoruz.

“http://mtorrent.mobi/completed.aspx?hash=” kısmı aynı kalmak şartıyla hashimizi kopyalıyoruz.

http://mtorrent.mobi/completed.aspx?hash=fda8b5015f76ce3b4942e91f10d8a9bfb1c6ddcc

ve bu adrese gidince önceden izleyemediğimiz filmi izleyebiliyoruz.

1) www.facebook.com anasayfasına gidin ve dili sol alttan “Türkçe” olarak seçin. Ya da direkt olarak tr-tr.facebook.com adresine gidin. Hesabınıza giriş yapın.

2) Alttaki “Geliştiriciler” linkini tıklayın.

3) Açılan sayfada üst tarafta “Uygulamalar” linkini tıklayın.

4) Yine açılan sayfada “Yeni Uygulama Oluştur” kısmına tıklayın.

5) Açılan popup pencereye uygulamaya vereceğiniz ismi yazıyorsunuz. Ben uygulama dilini Türkçe olarak seçtim. Devam’a tıklıyoruz.

6) Gerekli captcha doğrulamaları felan da yapıyoruz. İlk aşama bitti.

7)

Uygulamamızın sayfası açıldı. “Uygulama Kimliği” ve “Uygulama Gizli Kodu” kodu lazım olacak. Onları bir yere not alın. Ben birazcık sansürledim orayı.

Sonra sayfadaki boş yerleri dilediğinizce doldurabilirsiniz. Açıklama yerine “Cigicigi Online” yazdım. Kategori yaşam tarzı yaptım. Çünkü CigiCigi bir yaşam tarzıdır :P Uygulamanıza logo ve icon da ayarlayabilirsiniz. Ardından değişiklikleri kaydetmeyi unutmuyoruz.

8 ) Şimdi dev.statusvia.net adresine gidiyoruz. Burada kendimize ait bir hesabımızın olması gerekli. Hesabınızı aldıktan sonra giriş yapın. “Create Facebook Apps” linkini tıklayın.

9) Sonra bir pencere açılıyor. Orada Endonezya Dili’nde birşeyler yazıyor. İşte facebooka giriş yapman gerekli, uygulama oluşturman felan gerekli diyor. Biz “Next”e tıklayıp yolumuza devam ediyoruz.

10)

Application Name kısmına uygulamamızın ismini yazıyoruz. Verdiğimiz ad “CigiCigi” idi.

Api Key kısmına önceden not aldığımız “Uygulama Kimliği” kodunu yazıyoruz.

App Secret kısmına da “Uygulama Gizli Kodu”nu yazıyoruz ve “Submit” diyoruz.

11) Yine bir uyarı gelecek. Önceden hallettiğimiz logo ve icon ayarlama ile ilgili uyarı yapıyor. “Next” diyelim. Ardından “Done” tıklayalım.

12) Bitti. “Update Status”a tıklayarak durumunuzu güncelleyebilirsiniz.

Büyük boyuttaki dosyaları indirmek için BitTorrent sistemini kullanırız. Ama performansı, sizin internet hızınıza vs bağlıdır. Fetch.io web sitesi sayesinde torrenleri yüksek hızda indirebilir, ardından indirdiğiniz dosyadaki film, video vb şeyleri izleyebilirsiniz.

BitTorrent sisteminde dosya indirirken kendi bağlantınıza ait bant genişliğini ve masaüstü istemcinizi kullanırsınız. Fetch.io ise bu olaya yeni bir yaklaşım getiriyor. Dosyaları kendi yüksek hızlı serverlarına indiriyor, ondan sonra size o dosyayı indirmeniz için HTTP link sağlıyor. Bu sistemi ilk kuran Fetch.io değil fakat servera inen videoların herhangi bir mobil cihazda veya bilgisayarınızda oynatılması en önemli özelliklerinden birisi.

Tek yapmanız gereken torrentin adresini kutuya yazmak ve Fetch.io serverlarının dosyayı indirmesini beklemek. Videoları Flash ve MP4 formatına dönüştürüyor, böylece videoları mobil araçlardan, bilgisayarlardan, Apple TV gibi araçlardan izleyebiliyorsunuz. Ayrıca bu dosyaları arkadaşlarınızla da paylaşabilirsiniz. Bu servis sadece torrent için değil; Rapidshare, MegaUpload ve MediaFire gibi dosya yükleme sitelerinden dosya indirmek için de kullanılabiliyor.

Şu an için Fetch.io beta aşamasında. Kullanıcılar 20 gb depolama alanı ve 40 gb bant genişliğine sahip. Üstelik ücretsiz! Muhtemelen üye alma durumu sınırlı olacaktır. Onun için hemen harekete geçin ve kendinize bir hesap alın.

Kaynak: http://lifehacker.com/5803740/fetchio-downloads-your-torrents-for-you-then-streams-them-to-you-and-your-friends
Çeviri: Serdar BARAKLI

Google, eski gazeteleri dijital ortama aktarma projesine geçtiğimiz cuma günü son verdi.

Google kullanıcıları önceden dijital ortama aktarılan gazetelere yine news.google.com/archivesearch adresinden ulaşabilecek; ancak bundan sonra arşiv büyümeyecek.

Google’dan gelen açıklamada “Birçok gazete ile ortak çalışma yaparak bir girişimde bulunduk ve eski gazetelerin çevrimiçi olarak aranması ve onlara erişilmesini mümkün kıldık.” denildi.

“Bundan sonra Google Haber Arşivleri olarak yeni bir özellik ya da fonksiyon sunmuyoruz ve artık yeni dijital dosyaları arşive katmayacağız.”

Google bu proje kapsamında 2000′den fazla gazeteye ait 3.5 milyondan fazla sayıyı dijital ortama aktardı. Arşivin en eski gazetesi; Kanada’nın Nova Scotia bölgesine ait Halifax Gazetesi’nin 23 Mart 1752 tarihli sayısına ait.

Arşivlenmiş bu dijital kopyalar gazetelere iade edilecek ve gazete kuruluşları bu kopyaları kendi web sayfalarında barındırabilecekler.

Arşivlenmiş gazeteler arasında 1895 yılından itibaren olmak üzere London Advertiser, L’Ami du Lectuer ve 1910′dan 1995′e kadar olmak üzere Milwaukee Sentinel de var.

Google bu projeyi, eski gazetelere kolay erişilebilmesi için bir takım gazete kuruluşu ile birlikte 2008 eylül ayında başlatmıştı.

Kaynak: http://interaksyon.com/article/3846/google-stops-digitizing-old-newspapers
Çeviri: Serdar BARAKLI

23 May

2011

Alman bilim adamları veri transferi rekorunu kırdılar.

Düşük internet hızına sahip bilgisayar kullanıcıları bilim adamlarını cesaretlendirmiş olacak ki Alman bilim adamları bu doğrultuda bir dünya rekoru kırdılar. Basit bir lazer ışını ile 700 DVDlik veri sadece 1 saniyede aktarıldı.

Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü bilim adamlarının yaptığı açıklamaya göre 26 terabitlik verinin 1 saniyede aktarılmasıyla bu alandaki rekor kırılmış oldu.

50 kilometrelik hat boyunca iletilen veriler, Dikey Frekans Bölmeli Çoklama(OFDM) adı verilen bir sistem yardımıyla kodlandı. Bu teknikte RF sinyalleri daha küçük alt sinyallere bölünerek aynı anda farklı frekanslardan gönderilmektedir.

Enstitü profesörlerinden Juerg Leuthol’e göre 26 terabitlik bağlantı yardımı ile eş zamanlı olarak 400 milyon telefon konuşmasını karşı tarafa iletebilirsiniz.

Kaynak: http://en.kioskea.net/news/18681-german-scientists-beat-data-transfer-record
Çeviri: Serdar BARAKLI

11 November

2010

Nokia, pazartesi günü sürpriz bir şekilde Symbian’ın kontrolünü yeniden eline aldı. Symbian şirketinin önceki hissedarlarının paylarına bu adresten ulaşabilirsiniz. Symbian bildiğimiz gibi en eski cep telefonu işletim sistemi ve Nokia’nın da kuruluşundan bu yana favorisi durumunda.

Şu anda Symbian’a yapılan güçlü yatırımlar aslında garip, çünkü bundan 1 sene önce Nokia, artık kaliteli telefonlarında Symbian’ı değil, Linux tabanlı Maemo projesini kullanacağını açıklamıştı. Gerçi bu açıklama gerçekleşmedi. N8 model telefonlar da yine Symbian kullanıldı.

Şu anda telefonlar için üretilmiş olan işletim sistemleri arasında tam bir kargaşa var. Apple’ın özel işletim sistemi olan iOS’u kullanan Apple telefonlarına karşı, Google’ın da bu işte tecrübe sahibi Android geliştiricileri var. Symbian’ın umrumda olduğunu söyleyemem. Dilerim ki tamamen çekilir piyasadan. Bu onlar için aslında bir fırsat.

Şirketin son 10 yıldaki yanlış politikalarından dolayı, hep problem yaşadım. Mesela güncel trendleri hiç bir zaman yakalayamadı. Bazı yazılımlar vardır; geliştirilebilir ya da çok orijinal olarak tasarlanır ama Symbian bu ikisine bile sahip değil.

Aslında olay 1990’ların sonunda başladı. Psion 3 ve Psion 5 dahil bir takım el terminalleri satın almıştım. Symbian’ın o zamanki adı EPOC’tu. O zaman gerçekten de kullanışlıydı. Elde taşınır cihazların herhangi bir işletim sistemine sahip olması o zamanlar dikkatleri çekiyordu ki Microsoft’un mobil işletim sistemi olan Windows CE çok kötüydü.

Bir kaç yıl sonra Symbian cep telefonlarında büyük bir sıçrama yaptı. Tabi yeni adını da almıştı. Sonra durum biraz sinirlendirici hale gelmeye başladı. 2 sorun çıktı karşımıza: İlk olarak çok yavaştı ve kullanımı baya bir sıkıntılıydı. Mesela Symbian tabanlı bir telefonun ayarlarını insanlar kendi istediği gibi değiştirmek isterken, ayarları bulmak için aşırı çabalıyorlardı. Tabiri caiz ise telefonlar ellerine artık yapışmıştı. Bu hayal kırıklığıyla telefonları duvara atıp kıramazlardı da ama ben birçok defa yaptım bunu.

Son telefonum Nokia 6680’di, 2 yıldır kullanıyordum. Hiç sevmediğim bir ekran koruyucusu vardı ve de kolay bir şekilde de kaldıramamıştım. Ben az çok 1-2 şey biliyorum teknoloji hakkında. Telefonlara da öyle 80 yaşındaki biri gibi, gökten zembille inmiş bir şeymiş gibi de bakmam. Ama şunu söyleyebilirim ki bu ekran koruyucu ayarlamasını yapana kadar saatlerimi harcamıştım.

Hani telefonun bir yerinde mutlaka bir ayarı vardı, biliyordum; çünkü önceden de bulup bu ekran koruyucuyu kaldırmıştım. Aradan zaman geçtikçe bu ayarın nerede olduğunu unutmuştum, ayrıca nereden bilebilirdim ki bir daha karşıma çıkacağını. Yazılım güncellemesi yaptıktan sonra ekran koruyucu yine geldi.

Size biraz enayice gelebilir ama Nokia telefonlarını almayı sürdürdüm. Kendi kendime “En son versiyon kadar kötü olamaz ki yeni versiyonu” dedim. Umudum vardı. Ama her seferinde hayal kırıklığı yaşadım. Yeni Symbian tabanlı telefonum öncekiler kadar kötüydü, bazen öncekilerden daha kötü.

Zaman geçti, Symbian S60 tabanlı Nokia E71’im oldu. Gerçekçi konuşmak gerekirse E71’i eleştiremem. Günceldi ve GPS, Wi-Fi gibi faydalı özelliklerle üretilmişti. Problem şurada: Bu uygulamalara erişirken ve özelliklerinden faydalanmak isterken sürekli hata veriyordu. Yavaştı. Hani basit olan işlemler bile zordu. Birisini ararken, ilk bir kaç saniye karşıdaki kişi beni duyamıyordu. Sonradan öğrendim, konuşmadan önce biraz beklemek gerekiyormuş. Mesela listedeki bazı kişilere kısa mesaj göndermek için parmaklarıma kramp girene kadar bir sürü tuşa basmam gerekiyordu.

Sonunda anladım ki bu aslında Symbian’ın temel problemi. Şimdiki Symbian^3 verisyonuna bakınca bazı kullanıcı arayüzlerinde biraz ilerleme görebiliyoruz ama şurası açık ki Symbian; sadece Apple ve Androidi yakalamaya çalışıyor. Eğer bir teknoloji diğerlerini yakalamaya çabalayıp özgün olamıyorsa ölüme mahkum oluyor.

Nokia’ya tavsiyem: Symbian’ı hemen şimdi bırakın. Onu işletim sistemi çöplüğüne yollayın gitsin. Android’e karşı yaptığınız saçma düşmanlığı bitirin ve ona bir şans verin. Emin olun müşterilerinizin hoşuna gidecektir.

Kaynak: http://www.itworld.com/personal-tech/127280/kill-symbian-now-please

Çeviri: Serdar BARAKLI

06 November

2010

Bundan 3 yıl önce, teknolojinin lider markaları bir araya geldiler ve mobil araçlar için yeni bir açık kaynak kodlu platformu duyurdular.

Bu platformun adı? Evet, Android. İşte bugün 3. yılını kutluyor.

2007’ye dönecek olursak, Google, T-Mobile, HTC, Qualcomm, Motorola ve diğer büyük şirketler güçlerini birleştirdiler ve Open Handset Alliance(Açık Telefon Birliği) aracılığıyla Linux kernel 2.6 versiyonu üzerinde çalışan mobil işletim sistemini duyurdular. (Duyurunun Yapıldığı Adres)

Bu açıklamanın ardından Android işletim sistemi gitgide büyüdü ve Amerika’da en popüler mobil işletim sistemi haline geldi. Android tabanlı akıllı telefonların ticaretiyle de sadece 2010 yılında dünya çapında 55 milyon kullanıcının üzerine çıktı. Ayrıca kullanım alanları da genişledi: Televizyonlar, arabalar… Google’ın bu projesinin bu kadar popüler olacağı belki de tahmin edilemiyordu. Üzerinden sadece 3 yıl geçti ve önünde daha çok uzun bir yol var. Tahminlere göre de 2014 yılında Nokia’yı geçecek.

Tarihine kısaca göz atacak olursak, 2007 kasımında duyurulan Android için hazırlanan App Store ve Android Market Ağustos 2008’de hizmete girdi. Şubat 2009’da üst sürüm olan Cupcake, eylül 2009 da Donut, ekim 2009’da Eclair adını aldı. Eylül 2008’de çıkarılan ilk telefonun ardından kasım 2009’da Android’in ikinci telefonu olan Motorola Droid 1 haftada 100,000 tane stoklandı ve dağıtıldı. Mayıs 2010’da Android ve Chrome üzerine inşa edilen Google TV tanıtıldı. Temmuz-Ağustos 2010’da ise şu anki sürüm olan FroYo duyuruldu. Ekim 2010 itibariyle de Android marketteki uygulamaların sayısı 100,000 i geçti. Bu arada Android sürümlerine tatlı isimlerinin verildiğini belirtmekte fayda var.

Bu ay ya da önümüzdeki ay yayınlanacağı düşünülen sürümün ise Gingerbread olacağı biliniyor. Gingerbread ile yeni özelliklerle beraber Android aygıt yazılımındaki açıkların da kapatılması bekleniyor.

Kaynak: http://www.digitaltrends.com/mobile/happy-third-birthday-android-a-timeline-of-googles-mobile-offspring/
Çeviri: Serdar BARAKLI

Sayfa 1/3123